Son savunmasında, “İki gün tuvalet temizledim, iki gün bulaşık yıkadım. Beşinci gün de TSK subaylarının emri altında ‘tatbikat var’ diye götürüldüm. Ben hiç kimseyi öldürmedim” dedi er Ahmet Özdemir. 15 Temmuz’da sadece 5 günlük asker olduğunu tekrarladı ama sonuç değişmedi.

Mahkeme heyeti kararını vermişti: Ağırlaştırılmış müebbet!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 15 Temmuz darbe girişiminde işgal edilmesine ilişkin davanın karar duruşmasının üzerinden 8 ay sonra çıkmıştı karar. Ve er Ahmet Özdemir ve onunla aynı kaderi paylaşan arkadaşları o günden bu yana, yani iki buçuk yıldır dört duvar arasında.

ANNE MAKBULE ÖZDEMİR: ARTIK GÜCÜM KALMADI

Er Ahmet’in Çorum’da yaşayan 4 erkek çocuk annesi Makbule Özdemir (48) o günden bu yana yaşadıkları için “Artık gücüm kalmadı” diyor.  Çünkü, evli olan büyük oğlu asgari ücretle çalışsa da onun küçüğü 26 yaşındaki oğlu engelli ve bakıma muhtaç… 20 yaşındaki er Ahmet’in küçüğü Enes ise daha ortaokula gidiyor.

İşsiz olan Makbule Özdemir “Bütün yük Ahmet’in omuzlarındaydı” diyor,  darbe ile suçlanan oğlunun 7 yaşından beri çalıştığını söylüyor. Şimdi ise çaresiz. “Ahmet’imi ziyarete bile gidemiyorum” diyor Makbule Özdemir, “Parasızlık bir yandan evdeki engelli oğlum bir yandan… Oğlumun bir suçu yok. Henüz 5 günlük askerdi. Bunu kimse görmüyor mu?”

Sesini duyan yok. Devam ediyor: “Ahmet’im her şeyimizdi. Evin geçimi ondaydı. Benim elim ayağım gibiydi… Şimdi hem fakirlik çekiyoruz hem evlat hasreti. Ta Çorum’dan kalkıp Silivri’ye gidip gelmek o kadar zor ki!”

Makbule Özdemir’in çaresizliğine şahit olan diğer mahkûm asker yakınları anlattıklarına, “Doğru; artık çocuğunu ziyarete gelemiyor. Son görüşe dayısı gelebildi” diye destek veriyor.

Öğreniyoruz ki ailenin Çorum’da ve Ankara’da çalmadıkları kapı, görüşmedikleri vekil kalmamış… Ama nafile… 2.5 yıldır bir çözüm yok.

“Artık yoruldum, bitsin bu zulüm” diyor anne Özdemir’in durumuna şahit olan diğer mahkum asker yakınları:  “Oğlunu ziyarete gidebilisin diye verdiğimiz yol parasını Ahmet’e harçlık olarak göndermiş. Ben çocuğuma hasret kalayım ama o parasız kalmasın” demiş…

“SİLAHIMI VERDİM, TESLİM OLDUM”

Darbe suçlamasıyla ağır müebbet alan 5 günlük er…  “Terör eylemi var” diyerek kışladan çıkarılan er Ahmet Özdemir 23 yaşında… Hayatı, aynı celp döneminde silah altına alınan diğer erler gibi onun da hayatı 2016 yazında tamamen değişti. 15 Temmuz gecesi telefonunda, “Darbe varmış la” şeklinde mesaj olduğu iddia edildi medyada. Olay yerinde bulunan 55 mermi kovanından sadece 4 tanesinin askerlere ait olduğu tespit edilse de, gencecik erler halka ateş etmekle suçlandı.

Oysa Er Ahmet, hayatında ilk kez İstanbul’a gelmişti. 15 Temmuz Cuma günü akşamı komutanları Ahmet’i ve bütün koğuşu içtima alanında topladı. Sonra da “Terör saldırısı var” gerekçesiyle tam teçhizatlı olarak kamyonlara bindirip sokağa çıkardılar.

Ve Er Ahmet ve arkadaşlarını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önüne getirdiler. Bir anda halkla karşı karşıya gelince diğerleri gibi o da teslim oldu; tüfeğini polislere teslim etti. Ama önce emniyete alınıp işkence gördü ve 30 gün gözaltında kaldı. Ardından tutuklandı.

Annesinin anllatığına göre iki ayda bir ailesiyle görüşebilen Ahmet ilk mektubunu da ancak 20 ay sonra alabildi.

Anne Makbule Özdemir, Ahmet’i anlatırken “Oğlum hiç gün yüzü görmedi. 7 yaşından beri aynı ustanın yanında sanayide kaynakçı olarak çalıştı. İlkokulu zor bitirdi. Artık bittik. Yavrum bir an önce nasıl kurtulacaksa kurtulsun” diyor.

Er Ahmet ise dışarıya gönderdiği mektupta, “Engelli kardeşim var, aylardır hiç görmüyorum. Avukat tutacak maddi durumumuz yok. Benim suçum askere gelmek mi? Kimse bize sahip çıkmıyor. Zor günler geçiriyoruz. Ailem 2 ayda bir açık görüşe geliyor.” sözleriyle sahipsizliğini dile getiriyor.

KÖYÜNDEN İLK KEZ ÇIKAN ÇOBAN ‘ER RECEP’ Mİ DARBECİ?

Er Ahmet tek örnek değil… Er Recep Delice var mesela… Onun hikayesi başka bir dram. Bütün hayatı Sivas’ın Hafik köyünde çobanlık yaparak geçen er Recep doğuştan kekeme. Ke-ke-me… Konuşamıyor… Çocukluğu, gençliği köyün sürüsünün ardında geçmiş ve askerlik çağına gelince ilk kez şehre gitmiş.

Recep Delice’nin dramı üst üste… Geçen hafta babasından aldığı bir mektupla yıkılmı Er Recep Delice. Evinden ayrı kaldığı iki buçuk sene boyunca babası ne arayıp ne sormuş. Yazdığı mektupta ise eşinden yani Recep’in annesinden ayrılmak için resmi işlemlere başladığını duyurmuş…

Er Recep’in iki erkek kardeşi ve annesi şimdi yapayalnızdı.

Anne Menşure Delice (48), “Oğlum hayvanların bakımını yapıyordu, evimizin geçimini sağlıyordu” diye anlatıyor. Kekeme olduğu için zorlanacağını düşündüğünden İstanbul’a asker ocağına kendisi teslim etmiş. İzin dönüşü ise dayısı birliğine kadar götürmüş. Fakat 15 Temmuz’dan günler sonra ilk kez oğlunu gördüğünde şaşırmış. Yüzüne bakmaya kıyamadığı Recep’in başı yarılmış, 20 dikiş atılmış. Çünkü o gece komutanları tarafından Boğaziçi Köprüsü’ne bırakılan Recep ve arkadaşları sosyal medyadan da gördük ki, silahlarını teslim etmelerine rağmen paramiliter güçler tarafından öldüresiye dövülmüştü. Recep canını zor kurtarabilmişti.

Şimdi, “Yalvarıyorum oğlumu bırakın” diyor anne Menşure Delice, “Ne yol biliyorum oğlumu ziyaret etmek için ne de iz. İstanbul’a her gittiğimde tanıdıkları, akrabaları arıyorum, beni Silivri otobüsüne bindiriyorlar. Bir ineğim var. Onun sütünü sağıp satıyorum. Hem evimize hem hapisteki oğluma bakıyor. Yol çok uzun, ineğimi bırakıp gelemiyorum”

Annesi Recep’i 3 ayda sadece bir kez görebilmiş. Eşinin, oğluna boşanacaklarına ilişkin gönderdiği mektubuna da çok üzülmüş. “Recep de çok üzüldü, koğuş arkadaşları anlatmış, çok ağlamış” diyen anne Delice yaşadığı çaresizliği şöyle anlatıyor:

“Bizim her salı 10 dakikalık telefon görüşmemiz var. Recep sadece “Anne nasılsın, ben iyiyim” diyebiliyor. Kelimeleri hemen çıkaramıyor. “Paran var mı yok mu” demeye kalmadan süre bitiyor.

Şimdi, Menşure Delice’nin yol parasını dört beş kader arkadaşının  yakını üstlenmiş. Geçtiğimiz günlerde Recep’e verilmek üzere bin lira takdim etmişler. Anne Özdemir, “Bu bize çok. Başka ihtiyacı olanlar vardır” diye yarısını iade etmek istemiş. Parayı başkalarıyla da paylaşacağını söylemiş.

Annenin anlattıklarından öğreniyoruz… Misafir gittikleri eve bile mahcup giren, koltuğun-sandalyenin ucuna ilişen, numarasını almak için “çaldır” dediklerinde kontörü bile olmayan insanlar saatlerce Sivas’tan, Çorum’dan Silivri yoluna düşüyorlar gece yarılarında.

Soğuk gecelerde otobüs yol alırken duydukları acıklı hikayelerle çocuklarına kavuşmayı bekliyorlar. En son askerliğini tecil ettiren bir gencin hikayesine kulak misafiri olmuşlar. Bir kıza âşıkmış. Tecil kararını bozdurup askere gitmiş. Her seferinde, “Anne bak, döner dönmez yüzüğü takacaksınız bize” diyormuş. Askerliğinin son 14 gününde 15 Temmuz olunca bütün hayalleri ertelenmiş. Yine geçtiğimiz hafta aldığı bir haber, koğuşu tamamen dayanılmaz hâle getirmiş. Çünkü yüzük takacağı sevgilisi başka biriyle evlenmiş.

‘Şimdi’ diyor hem Ahmet’in hem de Recep’in anneleri, “Şimdi tecilini bozdurup yeni bir hayat kurmaya çalışanlar mı hain. Kekeme ve derdini anlatamayan çoban Recep mi darbeci, 5 günlük er Ahmet mi darbeci” diye soruyor.